Kayseri TurkiyeKayseri’nin dijital rehberi

Türkiye · Gündem

Emine Erdoğan, TDT Aile ve Kadın Konseyi 1. Yüksek Onur Kurulu Toplantısı‘nda konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde Çankaya Köşkü'nde "Dayanışmadan Kurumsal İş Birliğine: Türk Dünyasında Aile ve Kadın" başlıklı Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aile ve Kadın Konseyi 1.

İletişim Başkanlığı · 30.10.2026 12:00

Fotoğraf: İletişim Başkanlığı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde Çankaya Köşkü'nde "Dayanışmadan Kurumsal İş Birliğine: Türk Dünyasında Aile ve Kadın" başlıklı Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aile ve Kadın Konseyi 1. Yüksek Onur Kurulu Toplantısı gerçekleştirildi.

Türk dünyasında aile ve kadın alanındaki ortak iradenin kalıcı bir iş birliğine dönüştürülmesi hedefiyle düzenlenen toplantıya, TDT 13. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için Ankara'ya gelen liderlerin eşleri, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile ülkelerin üst düzey temsilcileri katıldı.

Emine Erdoğan, toplantıya katılmak üzere Çankaya Köşkü'ne gelen Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in eşi Ziroat Mirziyoyeva, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov'un eşi Aygül Caparova ve KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın eşi Nilden Bektaş Erhürman'ı samimiyetle karşıladı.

Lider eşleri, aile fotoğrafı çekiminin ardından toplantının yapılacağı salona geçti.

"Türk Dünyası 2040 Vizyonu'na yeni bir boyut kazandırmak niyetindeyiz"

Emine Erdoğan, toplantıdaki konuşmasında, TDT'nin 13. Zirvesi vesilesiyle lider eşleriyle Ankara'da bir arada olmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti.

Türk dünyasının ortak tarih, kültür, kimlik ve medeniyet değerleriyle çok büyük bir aile olduğunu belirten Erdoğan, misafirlerini değil kardeşlerini ağırladığını söyledi, her birine katılımları için teşekkürlerini iletti.

Erdoğan, bugüne kadar Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında ekonomiden enerjiye, kültürden teknolojiye kadar birçok alanda önemli iş birlikleri gerçekleştirdiklerini anımsatarak, Türk Dünyası 2040 Vizyonu ile ortak geleceği birlikte şekillendirme iradesini ortaya koyduklarını ve şimdi bu vizyona yeni bir boyut kazandırmak niyetinde olduklarını dile getirdi.

Çağın en önemli özelliklerinden birinin dünyanın daha önce hiç olmadığı kadar birbirine yakınlaşması olduğunu anlatan Erdoğan, aynı teknolojilerin kullanıldığını ve aynı küresel gelişmelerden etkilenildiğini belirtti.

Dijital, ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin sonuçlarının istisnasız hep birlikte tecrübe edildiğine işaret eden Erdoğan, "Uzak bir ülkenin küçük bir kasabasında popüler olan bir akımın, dakikalar içinde tüm dünyayı etkisi altına alabildiğine şahit oluyoruz. Toplumlar gittikçe tek tipleşiyor ve otantik dokularını kaybediyorlar. Her ne kadar aynı gökyüzünün altında yaşasak da her toplum kendi medeniyetinin ufkuna bakar. Kendi tarihinden, kültüründen ve inançlarından oluşan bir dünya kurar. Aileye yüklediğimiz anlamdan tutun, toplumsal ilişkilerimizin dinamiklerine kadar bizi biz yapan tüm değerler bu dünyaya has şekillenir." diye konuştu.

"Güçlü kadın, tek yaşam tarzına indirgenemeyecek kadar geniş bir kavramdır"

Emine Erdoğan, küreselleşmeyle bazı toplumların anlayışlarının ve yaşam tarzlarının sanki bütün insanlık için geçerli ölçütlermiş gibi sunulduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Bunun en güncel örneklerinden biri, kadın meselelerine dair tartışmalardır. İdealize edilmiş tek kadın tipi, kadının gücünü, özgürlüğünü, başarısını ve yaşam tarzını belirler hâle geliyor. Bu hazır kalıpların dışında kalan kadınlarsa, seslerini ve görünürlüklerini kaybediyor. Böylece kadınlara tırnak içinde özgürlük, başarı, kariyer getirmeyi vadeden yaklaşımlar, perde arkasında kadınların en büyük açmazı oluyor. Mesela anneliğin ve iş yaşamının birbirini dışlayan alternatifler olarak sunulması, kadınları aile hayatı ile kariyerleri arasında bir seçim yapmaya zorluyor. Kadınların başarısının mesleki konumlarıyla ölçülmesi, aile yaşamındaki büyük emeklerini gölgede bırakıyor. Aynı şekilde kadınları yalnızca aile içi rolleriyle tanımlamak da onların bilimde, siyasette, ekonomide, kamusal hayatta ve daha birçok alanda potansiyellerini gerçekleştirmelerine ket vuruyor. Halbuki güçlü kadın olmak, tek yaşam tarzına indirgenemeyecek kadar geniş bir kavramdır. Velhasıl bizim arzumuz, kadınların ithal kalıplara hapsolmadığı, kendi değerleri, yetenekleri ve iradeleriyle var olabildikleri bir toplum düzenidir."

Büyük toplumların kendi hikayelerini kendi rol modelleriyle yazdıklarını ifade eden Erdoğan, bu bakımdan Türk dünyasının tarihi tecrübesinin son derece zengin olduğunu dile getirdi.

Erdoğan, 14. yüzyılda Türk diyarlarını gezen İbn-i Battuta'nın, kadınların toplumdaki yüksek konumlarını seyahatnamesine hayranlıkla yazdığını, Timurlu coğrafyasında Gevher Şad'ın, siyasi nüfuzunun yanı sıra kurduğu ilim ve kültür kurumlarıyla yaşadığı döneme damgasını vurmuş bir kadın olduğunu bildirdi.

Kırgız tarihinin en önemli kadın şahsiyetlerinden Kurmancan Datka'nın, siyasi liderliği ve diplomatik yeteneğiyle tarih sayfalarına geçtiğini belirten Erdoğan, 1546 tarihli İstanbul vakıf kayıtlarına bakıldığında vakıfların yüzde 36'sının kadınlar tarafından kurulduğunun görülebileceğini söyledi.

Emine Erdoğan, 13. yüzyılda Anadolu'da toplumsal meselelere çözüm üreten, ekonomiye yön veren, zanaatla uğraşan kadınların teşkilatlanarak Bacıyan-ı Rum'u kurduğunu hatırlatarak, "Bugün bu mirası hatırlamak, geçmişle iftihar etmenin ötesinde bir anlam taşıyor. Elbette tarihimizin her döneminde kadınların eşit imkânlara sahip olduğunu söyleyemeyiz. Fakat görüyoruz ki kadınların toplum hayatında güçlü ve etkin konumları olması, bizim medeniyet coğrafyamıza yabancı bir tecrübe değildir. Bizim yapmamız gereken, bu tecrübeyi toplumlarımızın kültürel hassasiyetleriyle, öncelikleriyle ve sosyal gerçeklikleriyle örtüşen, Türk dünyasına özgü bir perspektife dönüştürmektir." ifadelerini kullandı.

"Doğum oranlarının düşmesi aileyi buhrana sürüklüyor"

Modern dünyanın bir toplumun gelişmişliğini ölçerken göstergelerini genellikle ekonomik büyüme, üretim kapasitesi, teknoloji gibi alanlardan seçtiğine işaret eden Erdoğan, bir toplumun gerçek gücünün aslında aile kurumunun gücünden geldiğini belirtti.

Ailelerin toplumların görünmez kaleleri olduğunu anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ne mutlu ki aile, toplumlarımızın en güçlü kurumlarından biri olmaya devam ediyor. Aile, yeri gelir çocukların okulu, yeri gelir hastaların şifahanesi, yaşlıların bakımevi olur. Hayatın birçok sınaması, toplumsal bir soruna dönüşmeden aile dayanışmasıyla, aile aklıyla bertaraf edilir. Ancak günümüzde yaşanan sosyal dönüşümler, bireyselleşme, dijitalleşme, doğum oranlarının düşmesi gibi birçok faktör aile kurumunu bir buhrana sürüklüyor. Bu buhranı körükleyen bir diğer faktör de kadınlara dair meselelerin aile hayatından bağımsız ele alınmasıdır. Bu noktada kadınların annelikle iş hayatı arasında kalmadıkları, aile içi sorumlulukların adil biçimde paylaşıldığı ve gençlerin kolaylıkla aile kurabildikleri bir sosyal düzen oluşturmamız gerektiğini düşünüyorum."

Türkiye'nin bu anlayışla aile dostu politikalar geliştirdiğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde 2025'in "Aile Yılı", 2026-2035 döneminin ise "Aile ve Nüfus On Yılı" olarak belirlendiğini hatırlatan Emine Erdoğan, "Kadınları eğitim, girişimcilik, istihdam, teknoloji gibi alanlarda destekliyoruz. Kadına yönelik şiddetle 'sıfır tolerans' ilkesiyle mücadele ediyoruz. Türkiye olarak yaklaşımımız, kadını ve aileyi güçlendiren her adımın, kalkınmanın, sürdürülebilir bir geleceğin ve toplumsal refahın ön koşulu olduğu şeklindedir." diye konuştu.

"Konseyimizin kalıcı bir iş birliği zemini olmasını hedefliyoruz"

Bu konuların diğer lider eşlerinin gündeminde de önemli yer tuttuğunu bildiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

…

Bu haber İletişim Başkanlığı tarafından yayımlanan açıklamadan alındı; metin kurumun yazdığı gibidir.

Kayseri Turkiye’de aç Diğer haberler